SADUN BORO'NUN HAYATIMDAKİ YERİ

  • Hayatımı etkileyen, dünyaya yelken açan diğer pek çok Türk denizcisine ve bana yol gösteren, bu işi ilk kez ve çok zor şartlar altında başarmış olan Sadun Boro, 1965 Ağustos'unda Caddebostan'da çıktığı dünya turundan, 1968 Haziran'ında döndü. O zamanlar yaşadığım yer olan Heybeliada'dan babamın 5,5 metrelik teknesiyle, Sadun Boro'yu karşılamaya yola çıkmıştık. Bizim için Dolmabahçe açıkları çok uzun bir yoldu, ulaşamadık. Onu ancak Kalamış açıklarında karşılayabilmiştik. Sonra, kitaplarında ve söyleşilerinde bize hep hayaller kurdurdu, gidin diye teşvik etti, önümüzü açtı. Türkiye'de denize ilgi artıyor ve marinalar yapılıyorsa, bu işte en büyük rol Sadun Boro'nundur. Sadun Ağabey'e ben, Sadun Abi olarak hitap ederim. Sakın ola ki 'abi' sözcüğü, ucuz kahve muhabbeti ile karıştırılmasın. Ben ona, Galatasaray Lisesin'den olması ve bana hakikaten abilik yapmasından dolayı abi diye hitap ediyorum.

    Deniz ve macera insanı olmasının ardında, bir dünya vatandaşı ve bir İstanbul beyefendisi saklanmaktadır. Sadun Abi ve efsane teknesi Kısmet'ten daha söz edeceğiz. Eğer hâlâ okumadıysanız, Sadun Boro'nun 'Pupa Yelken' isimli ilk dünya turunu anlatan kitabını okumanızı tavsiye ederim. Teşekkürler sevgili abim...

    • Sadun Boro
    Sadun Abi'min zamanı ile günümüz şartları arasındaki farklılıklar: Herhalde önem sırasının en başında gelen haberleşme ve ulaşım olacaktır. Her gün annemi, kızımı ve arkadaşlarımı uydu telefonumdan arayıp, istediğim zaman elektronik posta ile haberleşebildim. Uydu telefon fiyatları vergisiz olduğundan, bizim GSM fiyatlarından daha pahalı değildi; dakikası 1 liranın biraz üzerinde idi. Sadun Boro ise mektup yazıyor ve cevabını gittiği yerlerdeki postanelerden almaya çalışıyordu. Ayrıca bugün, dünyanın hemen her yerinden uçakla en geç 24 saatte İstanbul'a varabiliyorsunuz. Elektronik ve GPS'le bilgisayar ortamında çalışan, yanlışları azalmış ve yeni metodlarla kontrol edilmiş haritalar ve uydudan çekilmiş fotoğraflar da günümüzün bir başka avantajı. Bugün teknenizin otopilotuna bağladığınız bilgisayar haritaları, teknenizin yapısına (Polar şeması, teknenizin rüzgâra karşı reaksiyonunu ve teknenizin tasarımını çizip belirler. Siz de şartlara göre biraz değiştirebilirsiniz) ve rüzgârın durumuna göre sizi istediğiniz yere götürebilmektedir. Meteoroloji 3 saatte bir yenilenmekte, veriler her geçen gün gerçeğe daha da yakın olmaktadır. Sadun Boro, elinde sekstant ile güneşin bulutlar arasından sıyrılmasını kim bilir kaç kere, yaklaşan kayalardan korkarak beklemiştir. Ayrıca, şimdi her yerde her şey var. Teknenizin bir yedek parçasını çok kısa bir sürede, istediğiniz adaya getirtmek mümkün. Sıhhi sorunların çözülmesi de daha kolay. Bugünkü tekneler daha sağlam ve kullanması daha kolay. Yoğurt kaplarından dönüştürülüp preslenerek yapılan teknelerden söz etmiyorum. Bahsettiğim şey, elektrikli vinçler ve hidrolik kumandalar. Kısmet'te yelkenler Sadun Boro imalatı palangalarla çalışıyordu. Yelkenlilerde hafif ve daha dayanıklı malzemeler kullanılıyor. Liste daha çok uzar ama ben buraya, sadece en önemlilerini yazdım.

    Sadun Boro ve Osman Atasoy'un yaptıkları iş zordur, özveri ister. Buna, dünyayı dolaşan ve Magellan Boğazı'nı yelkenli ile geçen ilk Türk olan Hakan Öge'yi de ekleyebilirsiniz. Sadun Boro, dünya turunu o zamanın kısıtlı imkânları ile yapan, hepimizin örnek aldığı bir denizcidir. Atasoyların ve Hakan Öge'nin teknesinin boyu ise, Rahmi Koç Bey'in Nazenin isimli teknesinin eni kadardır.

    Sadun Abi'nin şartlarının zorluğunu, denizi bilenler anlar. Sadun Boro, benim hayatımı yönlendiren insanlardan biri oldu. Önce tuzlu suyun tadını aldım ama tuzlu suyun alışkanlık yaptığını sonra anladım. Evet, işte o gün "Ben de böyle gezi yapabilsem" diye düşünmeye başladım. Ne şanslıyım ki yapabildim. Hemen belirteyim; benim gezim, günümüzün modern imkânlarıyla, modern bir tekneyle, hiçbir sıkıntı yaşanmadan yapılmış, keyifli bir turistik gezidir. Karşılaştığım yelkenciler arasında hiçbiri: "Ben başkalarının beceremediği bir işi yaptım" diye övünmedi. Ayrıca hiçbiri dönünce madalya almayacak ama: "Biz çok güzel şeyler gördük, siz de gidin görün" diye tavsiyelerde bulunacak. 50'ye yakın yelkenlinin sahipleri ile tanıştım ve hepsi de bu seyahatin keyfini çıkartmaya çalışan insanlardı.Yelkenciler isimlerini bile bilmeden birbirlerine yardım ettiler, sıkıntısı olana birkaç yardım eli birden uzandı. Hiçbir demir yerinde veya marinada yalnız yemek yemedik, yalnız içki içmedik; etrafımızda hep yelkenciler vardı. Herhalde, deniz suyu insanları birbirine yaklaştırıyor.
    • Sadun Boro Eylül 2004: Türkiye'deki denizcilere yol açan, bize rehberlik etmiş, yelken sporunun duayeni Sadun Boro'dan icazet alıp yola çıkıyorum. Aşağıdaki fotoğrafla arasında 3 yıla yakın bir zaman ve bir dünya turu fark var.
    • Sadun Boro Nisan 2007: Sadun Abi nereden haber almışsa, geldiğimin ertesi sabahı eşi Oda Boro ile hoş geldine gelerek, o sırada teknede olan Galatasaray Liseli arkadaşlarımı ve beni çok mutlu etti. Ben de dünya turu yapan denizciler listesine girdiğimi o gün anladım ve onur duydum.


    Türk denizcilerine, denizden ekmek yiyen insanlara sesleniyorum. Sadun Abi'ye çok şey borçlusunuz, borçluyuz. Bu borcumuzu Sadun Abi'nin yaptığı çağrılara kulak verip destek olarak ödemeye mecburuz. Dünyayı tanıyan Sadun Abi alarm veriyor; "Sahilleri ve denizi koruyun, çocuklarımızın da bu güzellikleri görmeye, faydalanmaya hakları var" diyor. Kendini denizlere adamış Sadun Boro hayattayken, Okluk Koyu'na, "Sadun Boro Koyu" adının verilmesini çok istiyoruz.

    Benim baska bir hayalim de denizcilerin Everest'i olan Cape Horn'u geçmek. Eğer becerebilir ve imkân bulabilirsem, bu geçişte teknemin dümenini Sadun Kaptan'a bırakmak isterim. Allah seni başımızdan eksik etmesin, Sadun Kaptan.

İmzalı Kitap Satışı


Sponsorlar